Anasayfa / Gemlik Haberleri / Dua – Zikir
zeytin

Dua – Zikir

Dua – Zikir

İnsanoğlu aciz-i mutlak, Allah-u Te’ala (c.c.) Kadir-i Mutlak’dır. İnsanoğlu ne kadar acizse, Allah-u Te’ala da (c.c.) o kadar Kadir’dir. Bu aciz olan insanın Allah’a (c.c.) yalvarıp, yakarmasından başka çaresi yoktur.
“Yardım ancak Allah tarafındandır” (Enfâl Suresi – 10. Ayet)
Şöyle bir misalle konuyu genişletebiliriz. Dağda gidiyorsun, 4-5 tane çoban köpeği peşine düştü. Ne yapacaksın? Taş atsan hangisine atacaksın, sopa alsan hangisine vuracaksın, ağaca çıksan vakit yok. Ya ne yapacaksın? Tek çaren çobana sesleneceksin. “ÇOBAAAANNNN” diye. Çoban onlara “hoşt” dediğinde bütün köpekler oturur kıçlarının üstüne.
Tabiri caizse bütün zalimler, kafirler, münafıklar, yahudiler, hristiyanlar kuduz köpekler gibidir, hangisiyle uğraşacaksın.? Tek çaremiz Mevla’mıza (c.c.) dönmemiz, O’na (c.c.) dua etmemiz, O’nunla (c.c.) irtibatı sağlam tutmamız, O’nu (c.c.) çok zikir etmemizdir. Çünkü O (c.c.) hepsine yeter.
Rabbimiz (c.c.) ;
“Dua edin kabul edeyim”(Mü’min Suresi – 60. Ayet)
“Şayet yalvarışınız, yakarışınız olmasaydı Rabbiniz size ne diye değer verecekti” (Furkan Suresi – 77. Ayet)
İbadetin özü duadır.
Peygamberimiz sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz de;
“Belaları dua ile karşılayıp savuşturunuz” buyuruyor.
Kim, kimden yardım ister? Zayıf, kuvvetliden. Aciz, güçlüden. Bunun için dua etmekte kulluğun özü vardır, acziyeti ortaya koymak vardır.
Ağzımızın tadı kaçmadan, cennet vatanımıza, ezanımıza, al bayrağımıza, namusumuza, mukaddes değerlerimize zeval gelmeden çok dua ve zikir edelim ki Rabbimiz (c.c.) bizlere acısın da huzurumuzu bozdurmasın.! Eğer rahatta dua ve zikir etmezsek zorda kaldığımızda duamızın ve zikrimizin çok faydasını görmeyebiliriz.
“Kullarım siz rahatken beni zikir edin ben de zorda kaldığınızda sizi hatırlayayım”(Bakara Suresi – 152. Ayet)
Bunun başka bir misali de Yunus (a.s.)’dır. Saffet suresi 143, ve 144, Ayet-i Kerime’lerde ;
“Fakat gerçekte o Yunus balığın karnına düşmeden tesbih edenlerden, yalvarıp yakaranlardan olmasaydı, mutlaka insanların diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı”
Yunus (a.s.) balığın karnında ;
“Lailahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin” bu zikre devam etti. Manası da manidar;
“Ya Rabbi Senden başka ibadete müstahak hiç kimse yok. Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Muhakkak ben zalimlerden oldum”
Bakınız yunus (a.s.) ben “ben zalimlerden oldum” diyerek kendisini suçluyor. Bizler ise hep suçu başkalarında arıyoruz. “benim suçum ne, ne yapmam gerekiyor?” diye hiç hesap etmiyoruz. Herkes vazifesini ve işini yapsa birçok iş hâllolur.
Özetle; Yunus (a.s.) balığın karnına düşmeden Allah’ı (c.c.) tesbih ediyordu, zikir ediyordu. Balığın karnına düşünce de tesbih etmeye devam etti. Mevlamız da (c.c.) ;
“Biz O’nu üç tane karanlıktan kurtardık” (Enbiya Suresi – 88. Ayet) buyuruyor.
İnsanın rahatken zikir etmeyip, dua etmeyip sıkıştığında zikir ve duanın fayda vermeyeceğine misal firavundur.
Yunus Suresi 90. ve 91. Ayet-i Kerime’lerde ;
“Firavun boğulurken dedi ki ; ben de iman ettim, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Beni İsrail’in inandığı İlaha ben de inandım, ben de Müslümanlardanım dedi”

Mevlamız (c.c.) ne buyurdu;
“Şimdi mi iman ediyorsun? Hâlbuki daha önce gerçekten isyan edenlerden ve fesat çıkaranlardan olmuştun”
Daha önceden “ben sizin en büyük rabbinizim” diyordu. Sıkışınca “ben de Müslümanlardanım” deyince “şimdi mi ?” buyurdu. Demek ki sıkışmadan işimizi yapacağız. Mevla (c.c.) nasip etsin (amin)
Vesselam…

Selam ve Dua ile…

Fi emanillah (Allah’a emanet)

Bu Habere Yorum Yazın

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
<şekil class = "op-ad" >
%d blogcu bunu beğendi: